Yetişkinlerde Obezite

Obezite vücuttaki yağ oranın artmasıyla sonuçlanan ve hastalık olarak kabul edilen bir durumdur. Hipokrat döneminden beri yaklaşık 2500 yıldır, aşırı kilolu olmanın hastalıklarla ve ölümle sonuçlandığı bilinmektedir. Aşırı kiloluluk istatiksel datalara dayanarak yapılan normal kilo aralığının üzerinde bulunmaktır. Bu da Beden Kitle İndeksinin hesaplanması (Kilonun boyun karesine bölünmesi ile elde edilen sonuç) ile bulunur. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Bu hesaplama kişinin sadece boyu ve kilosu alınarak yapılmaktadır. Bu durumda vücut profiline bakıldığında 60 kilo kası-40 kilo yağı ve 90 kilo kası-10 kilo yağı olan 170 boyunda ve 100 kilo olan iki birey düşünelim. Sadece BKİ bakarak sınıflama yaptığımızda iki hastamız da II.Derece obez olarak görünmektedir. Çok açık şekilde görülmektedir ki ikinci hasta sportmen bir hastadır ve ilk hastanın aksine bir cerrahi operasyona ihtiyacı yoktur. Bu bağlamda sadece BKİ ne bakarak tedavi kararının verilmesini doğru bulmamaktayız.

Beden Kitle İndeksi’ne göre:
18.5 kg/m2’nin altında ise zayıf
18.5-24.9 kg/m2 arasında ise normal kilolu
25-29.9 kg/m2 arasında ise fazla kilolu
30-34.9 kg/m2 arasında ise I.Derece obez
35-39.9 kg/m2 arasında ise II.Derece obez
40-49.9 kg/m2 üzerinde ise III.Derece morbid obez
50 üzeri ise Süper morbid obez

Obez hastalarda kilo vermeyi amaçlamamızın nedeni obezitenin ölüm ve ciddi hastalıkların riskini arttırmasından kaynaklanmaktadır. Ne kadar yüksek Beden Kitle İndeksi varsa o kadar yüksek hastalık ve ölüm riskinden söz edilir. Aslına bakıldığı zaman obezite ile mücadeledeki asıl amaç obezitenin neden olduğu yandaş hastalıkların tedavisidir. Özellikle kilo fazlalığına bağlı olarak gözlenen insülin direnci ve buna bağlı tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, diz eklemi ağrıları ve deformasyonu, uyku-apne sendromunda iyileşme ve polikistik over sendromunun semptomlarında hafifleme gözlenir.

Kilo verme direk olarak hastalık oranını düşürür. Mesela diyabet önleme programında yapılan çalışmada hastalarda %7 den fazla zayıflama 3 yıllık sürede belirgin olarak bozulmuş glikoz toleransını düzeltmiştir. 10 yıllık takiplerinde diyabet gelişimini ve kardiyovasküler hastalıkların ortaya çıkmasını önlediği tespit edilmiştir. Bunun dışında kilo verme aynı zamanda idrar kaçırma, uyku apnesi, depresyonun azalması, yaşam kalitesinde, hareket ve fiziksel kabiliyetin artmasıyla sonuçlanır. Obezitenin cerrahi tedavisi diyet ve ilaç tedavisine göre çok daha fazla kilonun verilmesini sağlar. Bariatrik cerrahi ve ilaç tedavilerini karşılaştıran çalışmalarda kısa dönemde (1-2 yıl) cerrahi ile daha fazla kilo verildiği, verilen kilonun daha kolay korunduğu ve bu hastalarda şeker hastalığının daha kolay kontrol altına alınabildiği gösterilmiştir. İsviçre’de yapılan bir çalışmada (SOS çalışması) bariatrik cerrahi olan obez hastalarla medikal tedavi alanları karşılaştırdıklarında 10-20 yıllık takiplerinde cerrahi olan grupta obeziteye bağlı hastalıkların (diabet, yüksek tansiyon, dislipidemi) görülme oranı ve ölüm oranı daha düşük bulunmuştur.

Kilo verme zamanla vücudun ihtiyacı olduğu enerji miktarını azaltması nedeniyle zorlaşmaktadır. Bir çalışmada gösterilmiştir ki %10 kilo verme günlük enerji ihtiyacınızda 8kcal/kg’lık bir düşüşe neden olmaktadır.

Suç işleme isteği, obezlerde verilen kilonun tekrar geri alınmasına neden olmaktadır. Bazı çalışmalarda medikal ve diyet tedavileriyle kilo verenlerin uzun dönemde bu kilolarını koruyamadıklarını gösterilmiştir. Hastaların bu kilolarını korumalarında yardımcı olmak için kendi kendine tartılmaları gibi bazı davranışsal önlemler geliştirmeleri gerekmektedir. Hatta davranışsal tedaviler almaları bile gerekebilir. Biz tedavi sürecinde hastaların düzenli olmasa bile dönem dönem grup ya da bireysel psikoterapi alması gerektiğini önermekteyiz. “Yeme Bozuklu Hastalığı” nın en etkin tedavisinin psikoterapi olduğu unutulmamalıdır.

Kilo vermeyi sağlayacak bir çok diyet programı vardır. Düşük kalorili diyet, protein diyeti, az karbonhidratlı diyet, az yağlı diyet, Akdeniz diyeti bunlardan bazılarıdır. Uygulanan diyete bağlı kalma, diyetin içeriğine bağlı olmaksızın kilo vermede önemli bir faktördür. Bu nedenle diyetin içeriğinden çok daha önemli olan konu alınan kalori miktarını kişinin ihtiyacına göre düzenlemektir.

ABD de yaşayanların 35%’ inden fazlası ya zayıflamaya ya da verdiği kilolarını korumaya çalışmasına rağmen ne yazık ki sadece %20 si aldığı kaloriye dikkat etmekte ve haftalık 150 dakikadan fazla spor yapmaktadır. Bu nedenle kilo vermede en büyük rolü klinisyenler üstlenmektedir. Obezite hastalarını eğitmek ve kendileri için uygun tedavi stratejisini belirlemek sağlık çalışanlarının özenle yürütmesi gereken bir sorumluluktur. Obezite ile mücadele bir takım işidir. Bilinenin aksine bu takımda en büyük rolü hastanın kendisi üstlenir. Takımın diğer oyuncuları; obezite cerrahı, endokrinolog, diyetisyen, psikiyatrist, psikolog, anestezist ve eğitim hemşiresi ile halkla ilişkiler uzmanıdır.

Tedavinin amacı aşırı kiloya bağlı hastalıkları önlemek, geri çevirmek ve düzeltmek olmalıdır. Bu nedenle tedaviye başlanacakların kişisel olarak risk faktörlerinin ve hastalıklarının belirlenmesi gerekir. Bireysel risk değerlendirmesi, beden kitle indeksinin hesaplanması, karın çevresinin ölçümü, kardiyovasküler risk faktörlerinin belirlenmesi( yüksek tansiyon, dislipidemi, diabet), eşlik eden diğer hastalıkların ( uyku apnesi, karaciğer yağlanması) tespiti ile olur.

  • BKİ: 20-25 kg/m2 ise düşük riskli veya eğer karın çevresi genişlemesi ve 18 yaşından sonra 10 kg dan fazla kilo alma hikayesi varsa düşük riskli olarak değerlendirilir.
  • BKİ:25-29.9kg/m2 olanlar ve başka bir hastalığı olmayanlar düşük riskli olarak değerlendirilir. Bu gruptakilerin kilo almayı önlemek için diyet ve fiziksel aktivite önerileri almaları gerekmektedir.
  • BKİ:25-29.9kg/m2 olanlar ve ek olarak risk faktörü bulunanlar (kardiyovasküler hastalık, diabet, dislipidemi) veya BKİ: 30-34.9kg/m2 arasında olanlar orta derecede riskli gruptadır. Bu gruptakilere kilo verme amaçlı öneriler (diyet, egzersiz, davranışsal tedavi, ilaç tedavisi) almaları gerekmektedir.
  • BKİ:35-40 kg/m2 olanlar yüksek risk grubundadır. BKİ 40kg/m2 den fazla olanlar çok yüksek risk grubundadır. Bu gruptakiler için daha agresif tedavi yöntemleri tercih edilmelidir. Yaşam tarzına müdahale edilmeli, ilaç tedavisi ve bariatrik cerrahi uygulanmalıdır.

Karın çevresi ayakta iken yere paralel olarak kalça kemiklerinin üzerinden geçen çizgiden şerit metre ile ölçülür. Erkeklerde 102 cm nin üstü, bayanlarda 82 cm’nin üstü artmış riski gösterir.

Tedavinin başlangıcında hastanın kişisel özelliklerine uygun bir hedef belirlemek çok önemlidir. Klinisyenin önemi hasta için en uygun kiloyu hedeflemek olmalıdır. Çoğu zaman hastalar mevcut kilolarının %30 dan fazlası gibi çok ta gerçek gibi durmayan hedefler koyarlar. Yaşam tarzı değişikliği ile %5 ila 7 arası kilo kaybı iyi bir hedefken ilaç ve davranışsal tedavi ile bu hedef %10-15 lere kadar çıkarılabilinir. %15 kilo kaybı bu tarz tedaviler için mükemmel hedeftir. Klinisyen ve hasta hedefleri koyarken gerçekleri çok iyi anlamak ve kabullenmek zorundadır.

Diyet, egzersiz ve davranışsal tedavi geniş kapsamlı yaşam tarzı değişikliğinin en önemli adımlardır. Davranışsal tedavi diyet ve egzersize büyük destek sağlayacaktır. Bu aşamada en önemli nokta hastanın kendi kendine yediklerini, kilosunu ve aktivitesini gözlemlemesidir.

Yaşam tarzı değişikliğinde en güzel örnek diyabet önleme programıdır (DPP). Bu programın en önemli amacı en az kilonun %7 kadarını vermek ve en az haftada sadece yürüyüş bile olabilen 150 dakika egzersiz yapmaktır. Bu aşamada bu programı denetlemek için grup halinde davranmak, birbirini gözlemlemek, egzersiz için topluluk oluşturmak, klinisyene düzenli geri dönüşlerle durumunu bildirmek hedeflere ulaşılmada büyük önem taşımaktadır. Bu yöntem diyabeti önlemede ilaç tedavisinden daha etkilidir.

Geniş kapsamlı yaşam tarzı değişikliği ile %10 a kadar kilo verilebileceği gösterilmiştir. Bu yöntemle en çok kilo kaybı ilk 6 ayda gerçekleşmektedir. Şunu da kabul etmek gerekir ki bu yöntemle kilo verme diğer kilo verme yöntemlerine göre daha zahmetlidir.

Obezite tedavisindeki en önemli noktadır. Bu tedavini amacı hastanı beslenme ve yaşam şeklinde uzun sürecek değişiklikler yapmaktır. Bu da ancak hastanın her yediğini gözlemleyerek ve her yaptığını kontrol ederek gerçekleşir. Bu sayede etrafında onu yemek yemeye veya hareket etmemeye teşvik eden unsurlar tespit edilip önlemi alınmaya çalışılır.




Siz de Sorunuzu Sorabilirsiniz!



Desteğe mi İhtiyacın Var?

İstanbul Obezite Akademisi sizi dinliyor, geleceğiniz ile ilgili sorulara en iyi cevapları buluyoruz. Sormaktan asla vazgeçmeyin…

“Değişimi birlikte başlatalım“